Home E-Spor Hatchý’nin ağzından Türkiye’de yaşayan eSporcu ve koçlar
Hatchý’nin ağzından Türkiye’de yaşayan eSporcu ve koçlar
0

Hatchý’nin ağzından Türkiye’de yaşayan eSporcu ve koçlar

0

Sözü hiç uzatmadan sizi SuperMassive LoL takımı koçu Hatchý‘nin satırlarına bırakacağım çünkü malesef ki bunu okuyacak insan sayısının çok olacağını düşünmüyorum (her ne kadar çok olmasını umsam da…)

Kendisi bu arkadaştır bu arada.

supız

 

Ve bir League of Legemds takımı koçu olmasına karşın tüm e-spor oyunlarını, bu camialarla ilgisi olan herkesi ilgilendiren bir yazı olduğunu düşünüyorum, okunması gerekli. 

Lütfen dayanın ve okuyun;

Bir not daha; yazının orjinal İngilizce versiyonu için

“Şu anda moralim çok da iyi olmasa da size uzun süredir üzerine kafa yorduğum bazı konulardan bahsetmek istiyorum. Türkiye’de sezon bittiğine göre, böyle bir açıklama yapmanın tam zamanı olduğunu düşünüyorum.

Avrupa’dan Türkiye’ye gelen oyuncu ve koçlarla sezon boyunca hep iletişim halindeyiz. Birbirimize destek olmak, sürekli moral ve motivasyon vermeye çalışıyoruz. Neredeyse bütün moral konuşmalarımızda birbirimize şu tavsiyeyi veriyoruz: “Fanların dediklerinin hiçbir önemi yok, onlara aldırış etme”. Taraftarlar takımlarından sürekli yabancı yıldız oyuncular transfer etmelerini ve ligin seviyesini yükseltmelerini bekliyor. Fakat bu yıldızların aslında sürekli buralardan gelip geçtiğini farketmiyorlar. Kirei bunun en yakın, en güzel örneklerinden biri. Açıkcası, Lig ve camianın durumuna baktığımda, Türk takımlarının şu anda yurtdışından yıldız getirmesinin doğru bir hamle olmadığını düşünüyorum. Nedeni basit: Türkiye eSpor ekosistemi, bu oyuncuların becerilerini ve yeteneklerini takdir edip kıymetini bilecek olgunluğa ulaşmış değil.

Örnek olarak Cozq ve Kirei’yi ele alalım. Yakın zamana kadar Avrupa’da bir Challenger Series takımında oynuyor ve iyi de bir gelir elde ediyorlardı. Dark Passage nasıl bir teklif sunarsa sunsun, kabul etmeleri gerekmeyecek kadar rahat bir yaşantıları vardı. Evde oturup, bira yudumlayarak yeni sezonun başlamasını bekleyebilirlerdi. Fakat onlar, Worlds’e gitme mücadelesi vermek için buraya gelmeyi seçtiler. Şuna emin olabilirsiniz: Avrupa’dan Türkiye’ye gelmek hiç de kolay ve zevkli bir iş değil. Kültür çok daha farklı ve katı. Yemekler değişik. Şehirde gezmek, sizinle aynı lisanı konuşan insanlar bulmak çok zor. İstanbul’da bile ingilizce bilen insan çok az. Hatta Türkçe bilmediğiniz için bazen azar bile işitiyorsunuz. Sosyal yaşantınızı, aile ve arkadaşlarınızı geride bırakarak buraya geliyorsunuz ve özel yaşantınız bir anda ortadan kayboluyor. Bütün bunları göze alarak buraya LoL oynamak, finalleri kazanmak ve kariyerinizde birşeyler başarmak için geliyorsunuz. Taraftarlar bu yolculuğumuzun zorluklarını anlayabilecek bir durumda veya duygularımıza empati yapacak olgunlukta değil. Bu zorluklara alışmak bazen yıllar sürüyor. Türkiye’deki en deneyimli yabancılar -Xyraz, Kondzisan, Rawbin – uzun yıllar burada mücadele verdiler. Daha yeni yeni ortama alışmaya başladılar, kız arkadaşları oldu, Kondzisan evlendi. Bu oyuncular burada yaşamaya alışan ender yabancılara en iyi örnekler. Gelenlerin yüzde doksanı kısa sürede dönüyor. Çünkü burası gerçekten çok zor.

IWCQ’daki ilk maçtan sonra herkes CozQ ve Kirei’nin ne kadar süper bir performans gösterdiğinden övgüyle bahsediyordu. Onlar da bundan mutlu oluyordu. Fakat kaybettikleri ilk maçtan sonra, camiadan çılgınca hakaret ve kötüleme yağmaya başladı. Anlamanız gereken çok önemli bir nokta var. Sizin tepkileriniz, özellikle buraya ilk defa gelmiş yabancı oyuncular üzerinde çok büyük bir etki bırakıyor. Onları desteklemezseniz, iyi bir performans göstermeleri daha da zorlaşır, onların da takıma ve bu camiaya ilgileri azalır, ve gitmek için gün saymaya başlarlar. “Kirei Wildcard turnuvası için yeterince iyi değil.” Ciddi misiniz çocuklar? Kirei, kesinlikle Avrupa LCS dışındaki en iyi junglerlardan biri. Elbette takıma ve ortama ayak uydurmak zaman alır. Bir haftada süper uyumla mücadele etmesini beklemeniz yersiz. Sezon sonunda Avrupa’da Kirei’yi transfer etmek için millet birbirini yiyecek. Bundan hiç şüpheniz olmasın.

Genel olarak, bütün diğer sporlarda olduğu gibi, esporda da eleştirilmeye hazırlıklı olmalısınız. Bu çok normal. Fakat eleştiri ile nefret söylemleri ve flame arasında büyük bir fark var. Türkiye espor camiası bu tarz söylemlerde gerçekten çok agresif. Bütün diğer bölgelerden (diğer bölge koçlarıyla olan iletişimlerimden anladığım kadarıyla) daha fazla nefret ve hakaret var. Bir oyuncu olarak maçı kazanırsanız, beş dakikalığına kahramansınız. Sizden iyisi yok, ve kendinizi iyi hissediyorsunuz. Bu mutluluk konuşmalarınızdan, gülümsemelerinizden anlaşılır. Bir oyuncu, taraftarını sevindirince mutlu olur. Günün sonunda, bu oyuncular da başka insanların onlar hakkındaki düşüncelerini önemser. Taraftarları heyecanlandırmak ve sevindirmek, doğal olarak bir oyuncunun da mutluluğunu artırır. Bu özellikle buraya yeni gelen oyuncular için daha da önemlidir. Eğer bu oyunculara yönelttiğiniz nefret söylemleri ve flamelerdeki olağanüstü duygu ve enerjilerinizi, elinizden gelen bütün gücünüzü, onları yermek yerine desteklemeye harcayacak olsanız, hem çok daha iyi performans gösterirler, hem de çok daha fazlası gitmeden uzun yıllar burada emek harcamaya devam eder. Yukarıda bahsettiğim yabancılığın getirdiği zorluklar zaten burada mutlu olmayı bu kadar zorlaştırırken üzerine bir de taraftar nefretine muhatap olmak gerçekten katlanılır eziyet değil. Bir düşünün, sadece bu sezonda kaç EU oyuncusu evine kısa bir süre sonra geri dönmek zorunda kaldı?

Tracer, Scarface, Kadir, Sedrion, Lukezy, Abaria, Arphan, Hatrixx, Rydle, Kanani, Darkside, Unknown, Fencer, Reach, Mositing, Mephisto, Wickd, Four, Darlik…
Liste çok uzun. Sizce kaç tanesi Türkiye deneyiminden memnun kalarak ayrıldı? Birkaç tanesi belki giderken iyi hissediyordu, ama büyük bir çoğunluğunun fikrini sorsanız, cevapları çok basit: Türkiye’ye gitmeye değmez. Parası için bile çoğu zaman bu çileyi çekmeye değmiyor. Bazıları için alışmak, katlanmak daha kolaydır, bazısı için değildir. Fakat günün sonunda, böyle bir ortamda, Türk esporu camiasına katabileceklerimiz malesef sınırlı. Size sadece kendi deneyimimden bahsedeyim. Burada geçirdiğim son 8 ayda 100’den fazla ölüm tehditi aldım. Bana, aileme tehditler ve hakaretler savruldu. Bu muameleyi hakettiğimi hiç sanmıyorum.

Oyunculara karşı bu nefret dili sadece yabancılarla sınırlı değil. Bana bütün sen en fazla sorulan soru nedir biliyor musunuz? Kimi takımdan atacağım ve kimi yedeğe çekeceğim soruldu. “Takımı bırakmalı mısın?” diye soruldu. “Supermassive’e yeni bir koç mu gerekli?” diye soruldu. “Naruyu yedeğe çekecek misin? Ya Stomaged’i?” Arkadaşlar, bu adamlar sizin efsaneleriniz. Bu adamların değerini nasıl bilmezsiniz? Bu adamlar yıllarca, defalarca sizi gururlandırmadı mi? İzlediğiniz her maçta heyecanınıza heyecan, sevincinize sevinç katmadılar mı? İşler bir dönem yolunda gitmedi diye hemen “vurun tekmeyi gitsin” diyorsunuz. Başarı bir günde yaratılmıyor. Yenilgiler her profesyonel kariyerin önemli bir parçasıdır. Bir iki oyun, hatta bütün bir split oynanan oyunu beğenmeyebilirsiniz, bu sizin hakkınız elbette. Ama bu oyuncuların hayatların önemli bir bölümünü -belki de en önemli gençlik yıllarını bu işe adadıklarını hatırlayarak konuşun. Para kazanıyorlar elbette, ama bir ömür boyu yetecek kadar, geleceklerini garantiye alacak kadar değil. En iyi ihtimalle kariyerleri bittiğinde bir araba alabilirler belki. Çok şanslılarsa ve çok iyi bir takımları varsa belki ufak bir daire. Onların burada olmalarının asıl nedeni, bu oyuna olan tutkuları ve sizi gururlandırmak için verdikleri mücadeleleri. Onlar sizin kahramanlarınız, sizin global eSpor dünyasındaki yüzünüz. Değerlerini bilin.

Kendi efsanelerimize, yeni neslimize, büyük mücadele ve motivasyonla buraya gelen yabancılarımıza saygı göstermiyoruz. Sizinle bu düşüncelerimi açık olarak paylaşma sebebim, bunlar hakkında düşünmenizi ve kendinizi sorgulamanızı sağlamak. Çünkü çok daha iyisini yapabiliriz. Kaybedilen bir maç sonrası kırıcı ve nefret dolu yorumlar yazmak çok kolay. Bir oyuncuya tehdit ve hakaret dolu yazı yazmak çok kolay. Büyük resmi görmek, büyük düşünmek, sakin, ağırbaşlı bir şekilde oyuncularınıza, takımlarınıza zor zamanda destek olma olgunluğuna erişmeliyiz. Emin olun, kaybedilen bir maç sonrası oyunculardan daha kötü hissediyor olmanız mümkün değil.

Yapabileceğimiz binlerce işin yerine, biz oyuncu ve koçlar, şimdi ve burada olmayı seçtik. Bunun kıymetini bilin ve bize destek verin. Sizin desteğinizle beraber çok daha büyük başarılara imza atacağız, bundan şüpheniz olmasın. Oyuncularınızı, takımınızı, ülkenizi destekleyerek büyütmek sizin elinizde. Nefreti bırakın.

Güzel bir noktada bitireyim. Zor bir kayıptan sonra destek mesajlarınızı almak en güzel duygu. Hiç birşey bu kadar şaşırtıcı ve mutlu edici olamaz. Bu duyguları daha fazla ve bütün takım ve oyuncularınıza verin. Benim şansım en iyi oyuncular ve çok akıllı, doğru fikirlere yönlendiren bir yönetimle çalışmak oldu. Fakat herkes benim kadar şanslı değil. Buraya sadece para için gelen yabancıları sevmiyorsunuz. Ben de öyle hissetmek isterim. Ama dogrusu, iyi bir kariyeriniz varsa, başka hangi nedenle böyle bir ortama gelirsiniz? Ben Türk esporunun daha iyi yerlere gelmesini istiyorum. Buraya emek verdim ve burayı önemsiyorum. Buradaki yabancı oyuncu ve koçlarla zor zamanlarında görüşüp destek olmaya çalışıyorum. Üzerime düşen görevi yaptığımı düşünüyorum. Size de çok iş düşüyor. Size inanıyorum abiler. Birlikte mücadele verelim. Türkiye’ye gelen bütün yabancıların, ne kadar harika bir yer olduğundan bahsettiği günleri göreceğimize inanıyorum. Yeni yıldızlarımız, Caps ve Xerxe gibi. Onlar yaşadığımız sıkıntıları deneyimlemeden gidebildikleri için şanslıydılar.

Uzun yazdım kusura bakmayın. Okuduğunuz için teşekkürler. Size biraz etki edebildiysem ne mutlu.”

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Advertisment ad adsense adlogger